Ailece gurme Türkiye turları kapsamında gittiğimiz Antakya seyahati beni biraz üzdü aslında. Binlerce yıllık geçmişe rağmen çok şeyin ayakta kalamamış olması ya da ayakta kalanların da yine korunamamış olması geçrkten asrsıcı aslında. Bulnarın yanında doğal güzellikleri de cabası... Kentin içinden bir Asi gibi bir nehir geçiyor ve çevresi yine içler acısı durumda. En küçük dere üzerinde sanat eseri köprüler inşa edenleri görüp kendi memleketindeki derme çatmalığı görünce gerçekten hem üzülüyor hem de kızıyor insan.. Nereden başlamalı nasıl yapmalı bilmiyorum. Bari bizim çocuklarımız daha bilinçli olsun diye 3 yaşındaki kızıma anlatıyorum şimdiden... İnşallah bundan diyorum.
Bu arada arkeoloji müzesinden çok etkilendiğimizi belirtmeden geçemeyeceğim. Ancak inşallah daha modern ve teknolojik sunumlarla, klimaların ortalarda görülmediği ısıtma sistemleri ile donatılmış müze binalarına da kavuşmasını dilerim, Antep'te olduğu gibi...
Aklıma takıldı sormadan edemeyeceğim, Müzede gördüğümüz "Müzeyyen" mozaiği büyük üstad Müzeyyen Senar'a benzemiyor mu?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder