Dün Defne bize okulda yaşanan bir olayı anlatıyor. Sabah kahvaltıda bir arkadaşı (İpek) bu kötü demiş. Ama ne olduğunu sadece kendisi biliyor adını hatırlayamıyor. (Tabi oalyın kahvaltıda geçtiğini de sonradan anlıyoruz) Dialog şöyle gelişiyor:
Defne: ...ıııhhhh Çilek... ııııhhh çilek.... çilek....
Anne: Çilek?..
Defne: Sulu çilek
Anne:?..
Defne: Anneeee, sulu çilek. Hani anneannem Kayseri'den getirdi. Çilek gibi..
Anne: Dağ çileği, böğürtlen... :) (Baba ile birbirine soru işaretli bakışlar)?? (Bize de kal gelmiş bu arada)
Defne: Pekmez gibi
Anne: Çilek reçeli...
En sonunda... Çocuk çatladı biz anlayana kadar... Ama o kadar güzel anlattı ki, daha devam edebilirdim, kıyamadım....
Defne'nin gün gün gelişimini sevdiklerimizle paylaşmak için buradayız. Herkese sevgiler...
23 Mayıs 2012 Çarşamba
Kurbağa Kral
Defne kitap okumayı çok seviyor (çok şükür), daha doğrusu önce biz okuyoruz, sonra kendisi aynı şeyi bize okuyor. Onun kitap okuduğu birkaç videoyu eklemeyi düşünüyorum. Ama aynı kitapları defalarca dinlemekten vazgeçmiyor... Bir süre sonra da ezberliyor resmen okunanı... Aslında birçok çocuk kitabının yazım dili, bazılarındaki hikayenin anlatılış tarzı, bazı masalların dehşet, vahşet, korku içeren konularından çok da memnun değilim. Ben okuyorsan genelde değişikliğe uğratıyorum ama tabi bir tek benimle kitap okumuyor, o nedenle bir şekilde "bu masal", "masallarda böyle şeyler olabilir, gerçekte olmaz" (ne anlayacaksa sadece kendimi rahatlatıyorum sanırım) gibi telkinlerle bir anlamda geçiştiriyorum :)
Neyse yeni aldığımız bir masal kitabı: Kurbağa Prens ama Defne'nin tabiriyle "Kurbağa Kral'...
Neyse yeni aldığımız bir masal kitabı: Kurbağa Prens ama Defne'nin tabiriyle "Kurbağa Kral'...
17 Mayıs 2012 Perşembe
Neşeli Sabahlar
Bazı sabahlar sanırım iyi uyuyamıyor ya da rüyasında birşeyler görüyor ya da tamamen insani olarak tersinden kalkıyor :) Defnoş. Ama keyifli olduğu zamanlar tadına doyulmuyor. Bu sabah da onlardan biriydi. Babasının ve benim zaman zaman farklı müzik türlerinde şarkı ve türkülerimizle desteklenen müzikli sabah eğlencelerinin bugünkü konusu "Yandan Halimem" idi. Şöyle gelişti..
Baba: Yandan
Defne: Halimem yandan
Baba: Severim
Defne: Seni candan, seviyorsan candan
Hep böyle olun umarım
Baba: Yandan
Defne: Halimem yandan
Baba: Severim
Defne: Seni candan, seviyorsan candan
Hep böyle olun umarım
ANEKDOTLAR DEVAM...
Her ne kadar televizyon konusunda hassas olsam da gün içinde yarım saat kadar izlemesine izin veriyorum. Daha doğrusu malesef bakıcımız bu konuda çok hassasiyet gösteremiyor :( Neyse konu farklı, onu başka türlü çözeceğiz artık.
Akşam üstü benim de çok yorgun olduğum bir gün televizyonda TRT Çocuk açık ve "Köstebekgiller" diye bir animasyoncuk? oynuyor. Olay şöyle: Bahçeli evde oturan bir aile ve onların bahçesinde yaşayan köstebek ailesi. Bir gün bebek köstebek insanların evine giriyor ve evin küçük kızı onu görüyor. Bizimkisi malesef daha önceden izlemiş ve konuyu biliyor. Bana:
- Bu köstebek seven bir insan, dedi. Ama ben sevmiyorum. Aslında seviyorum da eve gelirse sevmiyorum. Kasette (kafes) seviyorum.
Tam olarak yorumlayamadım. Neden korkuyordu, kafeste neden istiyordu, bunu nereden öğrenmişti falan ayrı ama ifade tarzı çok hoşuma gittiği için paylaşıyorum işte....
Akşam üstü benim de çok yorgun olduğum bir gün televizyonda TRT Çocuk açık ve "Köstebekgiller" diye bir animasyoncuk? oynuyor. Olay şöyle: Bahçeli evde oturan bir aile ve onların bahçesinde yaşayan köstebek ailesi. Bir gün bebek köstebek insanların evine giriyor ve evin küçük kızı onu görüyor. Bizimkisi malesef daha önceden izlemiş ve konuyu biliyor. Bana:
- Bu köstebek seven bir insan, dedi. Ama ben sevmiyorum. Aslında seviyorum da eve gelirse sevmiyorum. Kasette (kafes) seviyorum.
Tam olarak yorumlayamadım. Neden korkuyordu, kafeste neden istiyordu, bunu nereden öğrenmişti falan ayrı ama ifade tarzı çok hoşuma gittiği için paylaşıyorum işte....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)