Bayram tatilimizi Defnoşumla beraber Kayseri'de geçirdik. Öyle güzel zamanlardı ki, tadı damağımızda kaldı. Artık Defne'min yaptıklarını söylediklerini hemen telefona kaydediyorum ki unutmamayayım, çünkü her anı yazmalık, her anı kayıtlık... Son bombalar geliyor:
- Televizyonda havaalanında geçen bir sahne, Defne ortamı tanıdı ve şöyle sordu: "Anne, bunlar da mı kaseriye gidiyor?"
- Dayısı, yengesi ve kuzini ile vedalaşırken: "Sizi özlücem..." ?!!?
- Uçaktan inice otobüste sağa sola gülücükler dağıtırken, kendisi ile ilgilenmediğini düşündüğü bayana yönelik olarak: "Beni beğenmedi galiba" :)
- Sirke gittiğimizde, maymuna şekerini kaptırdıktan sonra çok ağladı, kıyamam ben ona... Sakinleştikten sonra neden ağladığını sorunca: "Üzüldüm" :)
Defne'nin gün gün gelişimini sevdiklerimizle paylaşmak için buradayız. Herkese sevgiler...
22 Kasım 2010 Pazartesi
4 Kasım 2010 Perşembe
Çılgın Saçlar Partisi
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
.jpg)
Geçtiğimiz hafta Cumhuriyetimizin 87. yılını heyecanla kutladık... Bu yıl Defne de bu konuda daha bilinçli ve aktifti.. Okuldaki kutlamalar için öğrendiği şiiri sizlerle paylaşmak isterim:
Atatürk yoktu, düşman çoktu;
Atatürk geldi, düşmanı yendi...
Küçücük kafasından neler geçiyor bunları söylerken bilmiyorum ama ileride bu topraklara ne büyük bir mücadele ve özveriyle sahip çıkıldığının farkında, bilinçli bir genç olması için elimden geleni yapacağım.
Bu vesileyle ben de, Atamız'a ve Kurtuluş mücadelesinde; adını bildiğimiz ya da bilmediğmiz, kanı canı pahasına vatanı kurtarıp, bize emanet edenlere teşekkür ederim...
25 Ekim 2010 Pazartesi
Layla Teyzenin Süpürgesi
Sevgili Leyla Hanım, Leyla Ablam demeliyim aslında, geçen cumartesi -ayaklarına sağlık- bize geldi... Hem de Defnoş'a kocaman bir hediye ile... Paketi heyecanla açtıktan sonra içinden çıkan sürpriz karşısında inanılmaz sevinç hareketleri, şımarıklıklar... Defne'nin uzun süre elinden bırakmadan oynadığı nadir oyuncaklardan... Çok güzel, sevimli konuşan bir elektrik süpürgesi.. :)
Sevgili Leyla Tuğlu, zahmetleriniz, inceliğiniz, ince zevkiniz, derinliğiniz karşısında her zaman daha büyük saygı ve sevgi ile doluyorum. Yüzünüzden güzel gülümsemeniz hiç eksik olmasın... Seyahat dönüşünde arayı uzatmadan en kısa zamanda biz de size iade-i ziyaret yapacağız. Sevgiler, iyi yolculuklar dileriz.
Sevgili Leyla Tuğlu, zahmetleriniz, inceliğiniz, ince zevkiniz, derinliğiniz karşısında her zaman daha büyük saygı ve sevgi ile doluyorum. Yüzünüzden güzel gülümsemeniz hiç eksik olmasın... Seyahat dönüşünde arayı uzatmadan en kısa zamanda biz de size iade-i ziyaret yapacağız. Sevgiler, iyi yolculuklar dileriz.
Sosyal Hayat
Geçtğimiz yaz başından katıldığım ve içlerinde yer almayı çok istediğim Montessori Dostları olarak nitelendirebileceğim arkadaşlarımın arasında yer alamamak beni hayli üzdü... Ancak okulun bizim eve, 2 yaşında bir çocuk standartlarına göre uzak olması nedeniyle bu sevdadan vazgeçmek zorunda kaldım. :( Çok istediğim bu sisteme dahil olamamıştım ama Defne'nin de sosyal bir ortamda bulunmasını istiyordum. Çünkü havalar soğuyunca "park bahçe" işleri de askıya alınmış ve Defnoş eve kapanmıştı. Bilimsel olarak bu yaşta bir çocuk böyle bir sebepten dolayı sıkılır ve gelişmesi engellenir mi bilmiyorum ama çok yalnızmış gibi geliyordu. Eve yakın (dolayısıyla benim işyerime de yakın) bir okul arayışına girdik... Aklım hala öbür taraftaydı ama eve e bana yakın olmak bu işin olmazsa olmazları arasındaydı... Keza okula alışma evresini bu nedenle çok rahat atlattık... İlk zamanlar oryantasyonu 1-2 saat gibi kısa zaman dilimlerinde devam etti... Yakın olduğu için de işle ilgili sorun yaşamadan bu aşamaları geçtik... Şimdi yarım gün devam ediyor, sabahları ben götürüyor, yemek arasında öğlen yine ben alıyorum ya da benim işim varsa babası götürüp getiriyor. Böylece minnoşu öğlen görme şansını da değerlendirmiş oluyoruz çünük diğer zamanlarda her öğlen eve gitmiyoruz...
Bütün bunların yanında sosyal gelişmi de 2 aylık zaman içinde gözle görülür bir şekilde değişti... O eski çekingen, sıkılgan halleri kalmadı.. Bu yaşta da olur mu demeyin ama gerçekten yalnızlık, hep aynı insanlarla bir arada olmak onu biraz çekingen yapmıştı... Her ne kadar malesef Montessori Materyallerimiz olmasa da onu kendi disiplinini kendi kurabilen, tercihini rahatlıkla ortya koyabilen ve özgüvenli bir birey olarak yetişme çalışmalarımız hızla devam ediyor. :)
Bütün bunların yanında sosyal gelişmi de 2 aylık zaman içinde gözle görülür bir şekilde değişti... O eski çekingen, sıkılgan halleri kalmadı.. Bu yaşta da olur mu demeyin ama gerçekten yalnızlık, hep aynı insanlarla bir arada olmak onu biraz çekingen yapmıştı... Her ne kadar malesef Montessori Materyallerimiz olmasa da onu kendi disiplinini kendi kurabilen, tercihini rahatlıkla ortya koyabilen ve özgüvenli bir birey olarak yetişme çalışmalarımız hızla devam ediyor. :)
21 Ekim 2010 Perşembe
DEFNE'DEN ANEKDOTLAR....
Defnemiz konuşmaya başlayalı epey oldu... Dört aylıkken bile "anne" diye ağladığını biliyorum. (Her ne kadar çevremdekiler bunun benim hüsnü kuruntum olduğunu sözlese de, yine de ben öyle olduğundan eminim :)) Ancak 1 yaşından sonra konuşmalar; bir süre ıhh ıhh ıhh şeklinde işaret dilinde ama zaman içerisinde daha da belirginleşerek devam etti. Derken 18 ay sonrasında hızla artan kelime dağarcığı ile kendinden beklenmeyecek cümleler kurma çabaları... Son olarak 20. aydan itibaren ise sohbet etme kıvamına geldi... Bu sürece şahit olmak inanılmaz keyifli...
Artık Defne ile her an kayıtlık hale geldi. Ben de herşeyi kaydedemediğim için en iyisi bazılarını da yazarak saklayım istedim.
İşte çok güzel birkaç örnek:
- Şikşo amca, şikşo Ahmet
- Çigizim
- Deya (Bakıcımız Şenel)
- Asan (Aslan)
- Teküderim (Teşekkür Ederim)
- Ömette (Öğretmen)
- "Okuldaki arkadaşın Yağız, adı gibi Yağız bir delikanlı mı" sorsuna cevap: "Yok o delik diil"
Ve bir sürü şarkı:
- Ali Baba'nın Çiftliği (Aslan bile var :))
- Maya misi yonna (Morning bells are ringing)
- Rengarenk - Sertab Erener
- Bir Dünya Bırakın Biz Çocuklara bunlardan bazıları
Artık Defne ile her an kayıtlık hale geldi. Ben de herşeyi kaydedemediğim için en iyisi bazılarını da yazarak saklayım istedim.
İşte çok güzel birkaç örnek:
- Şikşo amca, şikşo Ahmet
- Çigizim
- Deya (Bakıcımız Şenel)
- Asan (Aslan)
- Teküderim (Teşekkür Ederim)
- Ömette (Öğretmen)
- "Okuldaki arkadaşın Yağız, adı gibi Yağız bir delikanlı mı" sorsuna cevap: "Yok o delik diil"
Ve bir sürü şarkı:
- Ali Baba'nın Çiftliği (Aslan bile var :))
- Maya misi yonna (Morning bells are ringing)
- Rengarenk - Sertab Erener
- Bir Dünya Bırakın Biz Çocuklara bunlardan bazıları
14 Haziran 2010 Pazartesi
Yaz Geldi, Defne Alışverişte
Geçen Cumartesi bir alışveriş esnasında kameraların yakaladığı yukarıdaki halini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Poz veriyorum arttık gördüğünüz gibi...Geçen hafta İstanbul'da yaşanan soğuk ve yağışlı havaların ardından nihayet yaz tekrar geldi.. Ama bu sefer de çok sıcak olmaya başladı.. Daha önceki yazılarımda İtalya seyahatimizden bahsediyordum, ama o programı ayarlayamadık.. Havalar da bu kadar sıcakken gitmeyi düşünmüyoruz, yani artık buralardayız son dönemde...
27 Mayıs 2010 Perşembe
Heyecanla Destekliyoruz

İstanbul'da Bir Montessori Okulu Projesini her anlamda desteklemeye çalışıyor, okulumuzun açılacağı günü dört gözle bekliyoruz.
Daha fazla bilgi için burayı tıklayınız.
11 Mayıs 2010 Salı
Annem Annem
Geçtiğimiz hafta anneler günü sebebiyle Kayseri'ye sevgili annemi ziyarete gittik. İyi ki de gitmişiz, ne kadar da güzel geçti 2 gün... Geçen seyahatimizde Dalaman'da leyleklere rastlamıştık, derler ya "leyleği havada gören çok gezer" diye.. Aynen bizim için de öyle oldu, hiç planlamadığımız bir şekilde Kayseri seyahati gerçekleştirdik..
Canım annemi görmek hem bize (Defne ve bana) hem de anneme çok iyi geldi. Bir tanem benim, dişlerini de yaptırınca herşey daha iyi olacak, merak etme, ben senin dizini de iyileştiririm, yeter ki sen olumlu ol.. Seni çok seviyorum, hiç başımızdan eksik olma inşallah...
Canım annemi görmek hem bize (Defne ve bana) hem de anneme çok iyi geldi. Bir tanem benim, dişlerini de yaptırınca herşey daha iyi olacak, merak etme, ben senin dizini de iyileştiririm, yeter ki sen olumlu ol.. Seni çok seviyorum, hiç başımızdan eksik olma inşallah...
3 Mayıs 2010 Pazartesi
Dalaman Seyahati
Bu sezon ilk otelde tatil denememizi 29 Nisan -1 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdik. Geçen yıl Defnoşun tam yürümeye çalıştığı bir döneme denk geldiği için epey zorlandığımız bir seyahat olmuştu ama bu defa işler çok daha iyi gitti... Defne sürekli "sokak"ta olmaktan büyük keyif aldı.. Haliyle arada da uyku vaktini kaçırıp ortalarda uyuya kaldığı da olmadı değil..
Defnenin doğduğundan bu yana izlediğimiz rutinleri var.. Uyku saatleri, yemek saatleri, oyun saatleri derken, alıştığı ve kendini iyi hissettiği bir hayatı var.. Gel gelelim, bu hayat bizim hayatımızı çok etkilediği için bazen düzeni bozma pahasına da olsa böyle küçük kaçamaklar iyi geliyor.. Düzeninin bozulduğu zamanlarda, uyku değil ama yemek bizim için oldukça büyük problem oluyor. Bu tür değişiklikler sık yaşanmadığı için de ben bu dönemde yemek konusunda çok da ısrarcı olmuyorum (her ne kadar kendi kendimi yesem ve hatta
o yemedikçe ben daha fazla yemeğe yönelsem de :)). Arada bir bu tür değişikliklere Defne'nin olmasa da bizim ihtiyacımız oluyor ve çok da iyi geliyor açıkçası.. İnsan yenileniyor.. Bu nedenle tavsiye ediyorum..
Gittiğimiz tesis de yeni, çocuk dostu ve çok güzel bir tesisti.. Fazla da kalabalık olmayınca doyasıya keyfini çıkardık ama denize girmeye cesaret edemedik, rüzgar nedeniyle.
Bütün bunların en zor kısmı gidiş - geliş esnasındaki uçak yolculuğu idi. Ama biz artık onun da bir şeklide üstesinden geldik. Çantamızda 5 dakikada bir değişiklik yaratacak ıvır zıvırımız vardı. Dergi, kitap, yiyecek, pipet, kağıt-kalem, oyun hamuru, kurdelalar, ip, çıkartmalar, küçük büyük katlanmış kutular... Akla gelebilecek en saçma şeyler bile bir süre dikkatini dağıttığı için yolculuğumuz da iyi geçti.. Yalnız ben biraz malzeme tedarik ederken kucağımda Defne olduğu için yoruldum... Yorulduğum zamanlarda da sevdiğimiz şarkıları söyledik, zaten 1 saatlik yol bir şekilde geçiverdi.
Son zamanlardaki favori şarkılarımızı (Defne'nin de söylerken birebir katıldığı) sizinle de paylaşmak istiyorum. (Zaten biliyorsunuzdur ama hatırlatayım en azından)
Sağ elimde 5 parmak,
Sol elimde 5 parmak,
Say bak, say bak, say bak,
1,2,3,4,5 (sağ el parmakları sayılır)
1,2,3,4,5 (sol el parmakları sayılır)
Hepsi eder 10 parmak,
Sen de istersen say bak,
Say bak, say bak, say bak,
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10 (bütün parmaklar sayılır)
Aslında bu yolculuk 19 Mayıs için planladığımız İtalya gezisi için bir prova niteliğindeydi ama bugün öğrendik ki, benim pasaportum 10 yıldan eski olduğu için yenilemem gerekiyormuş ve 15 gün içerisinde nasıl yetişecek hiç bilmiyorum. Bakalım göreceğiz....
Defnenin doğduğundan bu yana izlediğimiz rutinleri var.. Uyku saatleri, yemek saatleri, oyun saatleri derken, alıştığı ve kendini iyi hissettiği bir hayatı var.. Gel gelelim, bu hayat bizim hayatımızı çok etkilediği için bazen düzeni bozma pahasına da olsa böyle küçük kaçamaklar iyi geliyor.. Düzeninin bozulduğu zamanlarda, uyku değil ama yemek bizim için oldukça büyük problem oluyor. Bu tür değişiklikler sık yaşanmadığı için de ben bu dönemde yemek konusunda çok da ısrarcı olmuyorum (her ne kadar kendi kendimi yesem ve hatta
o yemedikçe ben daha fazla yemeğe yönelsem de :)). Arada bir bu tür değişikliklere Defne'nin olmasa da bizim ihtiyacımız oluyor ve çok da iyi geliyor açıkçası.. İnsan yenileniyor.. Bu nedenle tavsiye ediyorum..
Gittiğimiz tesis de yeni, çocuk dostu ve çok güzel bir tesisti.. Fazla da kalabalık olmayınca doyasıya keyfini çıkardık ama denize girmeye cesaret edemedik, rüzgar nedeniyle.
Bütün bunların en zor kısmı gidiş - geliş esnasındaki uçak yolculuğu idi. Ama biz artık onun da bir şeklide üstesinden geldik. Çantamızda 5 dakikada bir değişiklik yaratacak ıvır zıvırımız vardı. Dergi, kitap, yiyecek, pipet, kağıt-kalem, oyun hamuru, kurdelalar, ip, çıkartmalar, küçük büyük katlanmış kutular... Akla gelebilecek en saçma şeyler bile bir süre dikkatini dağıttığı için yolculuğumuz da iyi geçti.. Yalnız ben biraz malzeme tedarik ederken kucağımda Defne olduğu için yoruldum... Yorulduğum zamanlarda da sevdiğimiz şarkıları söyledik, zaten 1 saatlik yol bir şekilde geçiverdi.
Son zamanlardaki favori şarkılarımızı (Defne'nin de söylerken birebir katıldığı) sizinle de paylaşmak istiyorum. (Zaten biliyorsunuzdur ama hatırlatayım en azından)
Sağ elimde 5 parmak,
Sol elimde 5 parmak,
Say bak, say bak, say bak,
1,2,3,4,5 (sağ el parmakları sayılır)
1,2,3,4,5 (sol el parmakları sayılır)
Hepsi eder 10 parmak,
Sen de istersen say bak,
Say bak, say bak, say bak,
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10 (bütün parmaklar sayılır)
Aslında bu yolculuk 19 Mayıs için planladığımız İtalya gezisi için bir prova niteliğindeydi ama bugün öğrendik ki, benim pasaportum 10 yıldan eski olduğu için yenilemem gerekiyormuş ve 15 gün içerisinde nasıl yetişecek hiç bilmiyorum. Bakalım göreceğiz....
21 Nisan 2010 Çarşamba
Yeni Bir Dönem
Herkese Merhaba,
Başlıktan da anlaşılacağı üzere genellikte Defne fotoğrafları ile süslü ve içerik açısından zayıf diyebileceğimiz bloğumuza yeni anlamlar katmak için yeni bir anlayış benimsiyoruz. Artık bu blogta Defne'den haberler yanında, diğer annelere ve bebeklere de yardımcı olacağına inandığım içerikler paylaşmaya çalışacağız.
Başlıktan da anlaşılacağı üzere genellikte Defne fotoğrafları ile süslü ve içerik açısından zayıf diyebileceğimiz bloğumuza yeni anlamlar katmak için yeni bir anlayış benimsiyoruz. Artık bu blogta Defne'den haberler yanında, diğer annelere ve bebeklere de yardımcı olacağına inandığım içerikler paylaşmaya çalışacağız.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
