25 Ekim 2010 Pazartesi

Layla Teyzenin Süpürgesi

Sevgili Leyla Hanım, Leyla Ablam demeliyim aslında, geçen cumartesi -ayaklarına sağlık- bize geldi... Hem de Defnoş'a kocaman bir hediye ile... Paketi heyecanla açtıktan sonra içinden çıkan sürpriz karşısında inanılmaz sevinç hareketleri, şımarıklıklar... Defne'nin uzun süre elinden bırakmadan oynadığı nadir oyuncaklardan... Çok güzel, sevimli konuşan bir elektrik süpürgesi.. :)

Sevgili Leyla Tuğlu, zahmetleriniz, inceliğiniz, ince zevkiniz, derinliğiniz karşısında her zaman daha büyük saygı ve sevgi ile doluyorum. Yüzünüzden güzel gülümsemeniz hiç eksik olmasın... Seyahat dönüşünde arayı uzatmadan en kısa zamanda biz de size iade-i ziyaret yapacağız. Sevgiler, iyi yolculuklar dileriz.

Sosyal Hayat

Geçtğimiz yaz başından katıldığım ve içlerinde yer almayı çok istediğim Montessori Dostları olarak nitelendirebileceğim arkadaşlarımın arasında yer alamamak beni hayli üzdü... Ancak okulun bizim eve, 2 yaşında bir çocuk standartlarına göre uzak olması nedeniyle bu sevdadan vazgeçmek zorunda kaldım. :( Çok istediğim bu sisteme dahil olamamıştım ama Defne'nin de sosyal bir ortamda bulunmasını istiyordum. Çünkü havalar soğuyunca "park bahçe" işleri de askıya alınmış ve Defnoş eve kapanmıştı. Bilimsel olarak bu yaşta bir çocuk böyle bir sebepten dolayı sıkılır ve gelişmesi engellenir mi bilmiyorum ama çok yalnızmış gibi geliyordu. Eve yakın (dolayısıyla benim işyerime de yakın) bir okul arayışına girdik... Aklım hala öbür taraftaydı ama eve e bana yakın olmak bu işin olmazsa olmazları arasındaydı... Keza okula alışma evresini bu nedenle çok rahat atlattık... İlk zamanlar oryantasyonu 1-2 saat gibi kısa zaman dilimlerinde devam etti... Yakın olduğu için de işle ilgili sorun yaşamadan bu aşamaları geçtik... Şimdi yarım gün devam ediyor, sabahları ben götürüyor, yemek arasında öğlen yine ben alıyorum ya da benim işim varsa babası götürüp getiriyor. Böylece minnoşu öğlen görme şansını da değerlendirmiş oluyoruz çünük diğer zamanlarda her öğlen eve gitmiyoruz...
Bütün bunların yanında sosyal gelişmi de 2 aylık zaman içinde gözle görülür bir şekilde değişti... O eski çekingen, sıkılgan halleri kalmadı.. Bu yaşta da olur mu demeyin ama gerçekten yalnızlık, hep aynı insanlarla bir arada olmak onu biraz çekingen yapmıştı... Her ne kadar malesef Montessori Materyallerimiz olmasa da onu kendi disiplinini kendi kurabilen, tercihini rahatlıkla ortya koyabilen ve özgüvenli bir birey olarak yetişme çalışmalarımız hızla devam ediyor. :)

21 Ekim 2010 Perşembe

DEFNE'DEN ANEKDOTLAR....

Defnemiz konuşmaya başlayalı epey oldu... Dört aylıkken bile "anne" diye ağladığını biliyorum. (Her ne kadar çevremdekiler bunun benim hüsnü kuruntum olduğunu sözlese de, yine de ben öyle olduğundan eminim :)) Ancak 1 yaşından sonra konuşmalar; bir süre ıhh ıhh ıhh şeklinde işaret dilinde ama zaman içerisinde daha da belirginleşerek devam etti. Derken 18 ay sonrasında hızla artan kelime dağarcığı ile kendinden beklenmeyecek cümleler kurma çabaları... Son olarak 20. aydan itibaren ise sohbet etme kıvamına geldi... Bu sürece şahit olmak inanılmaz keyifli...
Artık Defne ile her an kayıtlık hale geldi. Ben de herşeyi kaydedemediğim için en iyisi bazılarını da yazarak saklayım istedim.
İşte çok güzel birkaç örnek:
- Şikşo amca, şikşo Ahmet
- Çigizim
- Deya (Bakıcımız Şenel)
- Asan (Aslan)
- Teküderim (Teşekkür Ederim)
- Ömette (Öğretmen)
- "Okuldaki arkadaşın Yağız, adı gibi Yağız bir delikanlı mı" sorsuna cevap: "Yok o delik diil"
Ve bir sürü şarkı:
- Ali Baba'nın Çiftliği (Aslan bile var :))
- Maya misi yonna (Morning bells are ringing)
- Rengarenk - Sertab Erener
- Bir Dünya Bırakın Biz Çocuklara bunlardan bazıları