Üniversiteden sevgili arkadaşım Eylem'lerle aynı sitede oturmamız çok güzel. Her ne kadar koşuşturmada çok görüşme şansı yaratamasak da havalar biraz ısınınca en azından çocuklar bir araya gelebiliyor. Defne'nin en sevdiği arkadaşlarından biri Efe. Hoş Efe bütün çocukların sevdiği bir kişilik :) ki Defne de başka çocuklarla paylaşmaya hiç taraftar olamıyor. Efe'cim seni çok seviyoruz, tatil bitse de tekrar beraber saklambaç oynasak...
Defne'nin gün gün gelişimini sevdiklerimizle paylaşmak için buradayız. Herkese sevgiler...
5 Temmuz 2012 Perşembe
Kitap Olur Bunlardan
Defne ile geçen zamanları kaydetsek gerçekten film veya kitap olabilir. Bir cok annenin bu ilhamla olusturdugu yaratici web siteleri, kitaplar, bloglar oluşturmalarından bütün çocukların bu özelliği olduğunun bir kanıtı... Neyse konuya gelelim geçenlerde Nihat'la Defne arasında geçen bir dialog:
- (baba sinirli ve sesini yükselterek): Bir daha "hayır" kelimesini duymak istemiyorum
- (kendinden emin ve tam bir cimcime tavrıyla): Olmaz, bütün kelimeleri kullanmamız gerek, kullanmazsak öğrenemeyiz...
Doğru söze ne denir?
8 Haziran 2012 Cuma
Cacık
Benim çok sevdiğim ve yoğurt yiyemeyen biri olarak yoğrt tüketmenin kolay yolu olan cacık. Çok da seveim kendisini. Defne de keza. Ama bazen adını hatılayamayabiliyor. Dün akşam sofrada bana:
"Anne bana da yoğurtlu salatalık koyar mısın" diyerek yine gündemi belirledi.
Ben de böyle düşünebilmek istiyorum...
"Anne bana da yoğurtlu salatalık koyar mısın" diyerek yine gündemi belirledi.
Ben de böyle düşünebilmek istiyorum...
Evimizin Halleri
Evimizi çok seviyorum ama evle ilgili beni bazen mutsuz eden şeyler oluyor. Tam olarak mutsuzluk dememek lazım, memnuniyetsizlik diyebiliriz. Bunun yanında memnun kaldığım ve ağır basan o kadar çok yönü var ki, yerimden kımıldamayı pek göze almam gibi geliyor. Lafı uzatmayım, bana biraz küçük geliyor. (Belki de sorumlusu benim, biraz kalabalığımız çok olduğu için de böyle hissediyor olabilirim) Oysa Defnem'in odasının daha ferah olmasını, eşyalarının çok rahat ulaşabileceği şekilde yerleştirimiş olmasını dilerdim. Oda küçük olunca biraz yaratıcılıkla, fonksiyonel dolaplarla idare etmeye çalışyoruz ama dediğim gibi daha iyi olmasını dilerdim. Ama demek ki bu dertten muzdarip olan bir tek ben değilmişim, başkaları da varmış. :)
Dün yine Defne'nin kıyafetleri arasında beyaz bir t-shirt bulmaya çalışırken, çekmeceyi doluluktan açamadığımı farkettim. Çekiştirirken de bir yandan söyleniyordum "ay ne kadar sıkışık burası" diye... Sonra yanımda küçük maymuncuğum, gülüm, balım şekerim de dile geldi..
"Anne bizim evin heryeri şıkışık"
Doğru söze ne denir?:))))
Dün yine Defne'nin kıyafetleri arasında beyaz bir t-shirt bulmaya çalışırken, çekmeceyi doluluktan açamadığımı farkettim. Çekiştirirken de bir yandan söyleniyordum "ay ne kadar sıkışık burası" diye... Sonra yanımda küçük maymuncuğum, gülüm, balım şekerim de dile geldi..
"Anne bizim evin heryeri şıkışık"
Doğru söze ne denir?:))))
1 Haziran 2012 Cuma
Kelime Oyunları ve Defne
Böyle temiz bir dimağ bende de olsa keşke, o kadar dolmuş ve bir anlamda kirlenmiş benimkisi. Dün Defne ile aramızda şöyle bir dialog geçti:
Funda: Defne'cim, ayakkabıda bir sorun galiba, değişik basıyorsun... Rahatsız mı ayakkabın?
Defne: Hayır rahatlı...
Funda: Defne'cim, ayakkabıda bir sorun galiba, değişik basıyorsun... Rahatsız mı ayakkabın?
Defne: Hayır rahatlı...
Bunları Mutlaka Yazmam Gerek
Defne, bir ara çok takıldığı evlilik meselesini epeydir gündeme getirmiyordu. Dönem dönem işte ilgisi dağılıyor. Bu aralar da artık nereden duydu ve öğrendiyse "Akş"a takıldı... :)
Kitap biter, prens ile prenses bütün badireleri atlatıp evlenir ve mutlu sona ulaşırkar. Son sayfada kalpler vardır.
Defne: Anne bak akşlar...
Anne: ?...*
Defne: Akş anne akş (kalpleri göstererek)
Anne: Hımmm (içinden kıkırdayarak)... Aşs ne ki Defne'cim
Defne: Anne ya, evlenmek gibi bir şey işte
Kitap biter, prens ile prenses bütün badireleri atlatıp evlenir ve mutlu sona ulaşırkar. Son sayfada kalpler vardır.
Defne: Anne bak akşlar...
Anne: ?...*
Defne: Akş anne akş (kalpleri göstererek)
Anne: Hımmm (içinden kıkırdayarak)... Aşs ne ki Defne'cim
Defne: Anne ya, evlenmek gibi bir şey işte
23 Mayıs 2012 Çarşamba
Sulu Çilek
Dün Defne bize okulda yaşanan bir olayı anlatıyor. Sabah kahvaltıda bir arkadaşı (İpek) bu kötü demiş. Ama ne olduğunu sadece kendisi biliyor adını hatırlayamıyor. (Tabi oalyın kahvaltıda geçtiğini de sonradan anlıyoruz) Dialog şöyle gelişiyor:
Defne: ...ıııhhhh Çilek... ııııhhh çilek.... çilek....
Anne: Çilek?..
Defne: Sulu çilek
Anne:?..
Defne: Anneeee, sulu çilek. Hani anneannem Kayseri'den getirdi. Çilek gibi..
Anne: Dağ çileği, böğürtlen... :) (Baba ile birbirine soru işaretli bakışlar)?? (Bize de kal gelmiş bu arada)
Defne: Pekmez gibi
Anne: Çilek reçeli...
En sonunda... Çocuk çatladı biz anlayana kadar... Ama o kadar güzel anlattı ki, daha devam edebilirdim, kıyamadım....
Defne: ...ıııhhhh Çilek... ııııhhh çilek.... çilek....
Anne: Çilek?..
Defne: Sulu çilek
Anne:?..
Defne: Anneeee, sulu çilek. Hani anneannem Kayseri'den getirdi. Çilek gibi..
Anne: Dağ çileği, böğürtlen... :) (Baba ile birbirine soru işaretli bakışlar)?? (Bize de kal gelmiş bu arada)
Defne: Pekmez gibi
Anne: Çilek reçeli...
En sonunda... Çocuk çatladı biz anlayana kadar... Ama o kadar güzel anlattı ki, daha devam edebilirdim, kıyamadım....
Kurbağa Kral
Defne kitap okumayı çok seviyor (çok şükür), daha doğrusu önce biz okuyoruz, sonra kendisi aynı şeyi bize okuyor. Onun kitap okuduğu birkaç videoyu eklemeyi düşünüyorum. Ama aynı kitapları defalarca dinlemekten vazgeçmiyor... Bir süre sonra da ezberliyor resmen okunanı... Aslında birçok çocuk kitabının yazım dili, bazılarındaki hikayenin anlatılış tarzı, bazı masalların dehşet, vahşet, korku içeren konularından çok da memnun değilim. Ben okuyorsan genelde değişikliğe uğratıyorum ama tabi bir tek benimle kitap okumuyor, o nedenle bir şekilde "bu masal", "masallarda böyle şeyler olabilir, gerçekte olmaz" (ne anlayacaksa sadece kendimi rahatlatıyorum sanırım) gibi telkinlerle bir anlamda geçiştiriyorum :)
Neyse yeni aldığımız bir masal kitabı: Kurbağa Prens ama Defne'nin tabiriyle "Kurbağa Kral'...
Neyse yeni aldığımız bir masal kitabı: Kurbağa Prens ama Defne'nin tabiriyle "Kurbağa Kral'...
17 Mayıs 2012 Perşembe
Neşeli Sabahlar
Bazı sabahlar sanırım iyi uyuyamıyor ya da rüyasında birşeyler görüyor ya da tamamen insani olarak tersinden kalkıyor :) Defnoş. Ama keyifli olduğu zamanlar tadına doyulmuyor. Bu sabah da onlardan biriydi. Babasının ve benim zaman zaman farklı müzik türlerinde şarkı ve türkülerimizle desteklenen müzikli sabah eğlencelerinin bugünkü konusu "Yandan Halimem" idi. Şöyle gelişti..
Baba: Yandan
Defne: Halimem yandan
Baba: Severim
Defne: Seni candan, seviyorsan candan
Hep böyle olun umarım
Baba: Yandan
Defne: Halimem yandan
Baba: Severim
Defne: Seni candan, seviyorsan candan
Hep böyle olun umarım
ANEKDOTLAR DEVAM...
Her ne kadar televizyon konusunda hassas olsam da gün içinde yarım saat kadar izlemesine izin veriyorum. Daha doğrusu malesef bakıcımız bu konuda çok hassasiyet gösteremiyor :( Neyse konu farklı, onu başka türlü çözeceğiz artık.
Akşam üstü benim de çok yorgun olduğum bir gün televizyonda TRT Çocuk açık ve "Köstebekgiller" diye bir animasyoncuk? oynuyor. Olay şöyle: Bahçeli evde oturan bir aile ve onların bahçesinde yaşayan köstebek ailesi. Bir gün bebek köstebek insanların evine giriyor ve evin küçük kızı onu görüyor. Bizimkisi malesef daha önceden izlemiş ve konuyu biliyor. Bana:
- Bu köstebek seven bir insan, dedi. Ama ben sevmiyorum. Aslında seviyorum da eve gelirse sevmiyorum. Kasette (kafes) seviyorum.
Tam olarak yorumlayamadım. Neden korkuyordu, kafeste neden istiyordu, bunu nereden öğrenmişti falan ayrı ama ifade tarzı çok hoşuma gittiği için paylaşıyorum işte....
Akşam üstü benim de çok yorgun olduğum bir gün televizyonda TRT Çocuk açık ve "Köstebekgiller" diye bir animasyoncuk? oynuyor. Olay şöyle: Bahçeli evde oturan bir aile ve onların bahçesinde yaşayan köstebek ailesi. Bir gün bebek köstebek insanların evine giriyor ve evin küçük kızı onu görüyor. Bizimkisi malesef daha önceden izlemiş ve konuyu biliyor. Bana:
- Bu köstebek seven bir insan, dedi. Ama ben sevmiyorum. Aslında seviyorum da eve gelirse sevmiyorum. Kasette (kafes) seviyorum.
Tam olarak yorumlayamadım. Neden korkuyordu, kafeste neden istiyordu, bunu nereden öğrenmişti falan ayrı ama ifade tarzı çok hoşuma gittiği için paylaşıyorum işte....
20 Nisan 2012 Cuma
Sahne İnsanı...
11 Mart 2012 tarihinde Defnoş'umun ara dönem gösterisi vardı. Evde bir kaç defa bana da öğrettiği ve birlikte yaptıkları bir dans vardı... Ama ev ortamında o kadar etkilenmemiştim dansta, sahne ambiyansıyla ve Defne'min oradaki performansıyla izleyince gözlerime inanamadım..
O nasıl bir performans varın siz karar verin :)
O nasıl bir performans varın siz karar verin :)
Tiyatro Sevgisi
Epey zaman oldu ama ben yine vakit ayırmamaktan yazamadım bu konuyu...
Geçen yıl, okula ilk başladığı sıralarda tanıştı tiyatro ile... Hem de çok beğenmiş. Okulda oyun sergileneceği zamanlarda çok heyecanlanıyor. Bu heyecan ve sevgiyi farkedince (ki farketmemek mümkün değil) bir fırsat yaratıp Defne'yle bir oyuna gidelim istedim. Aslında her haftasonu bir şeyler çıkmasa da gidebilsek, şehir tiyatrolarında da, özel tiyatrolarda da çok güzel oyunlar var...
Sonuç olarak biraz yüksek müzikten rahatsız olsa da heyecanla izledi, yerinden kalkmadan hem de...
Bu arada Sinbad'a aşık oldu galiba... Oyundan sonra oynadığımız evciliklerde anne rolünü seçiyor, ben çocuk oluyorum, kocası da Sinbad...
Geçen yıl, okula ilk başladığı sıralarda tanıştı tiyatro ile... Hem de çok beğenmiş. Okulda oyun sergileneceği zamanlarda çok heyecanlanıyor. Bu heyecan ve sevgiyi farkedince (ki farketmemek mümkün değil) bir fırsat yaratıp Defne'yle bir oyuna gidelim istedim. Aslında her haftasonu bir şeyler çıkmasa da gidebilsek, şehir tiyatrolarında da, özel tiyatrolarda da çok güzel oyunlar var...
Sonuç olarak biraz yüksek müzikten rahatsız olsa da heyecanla izledi, yerinden kalkmadan hem de...
Bu arada Sinbad'a aşık oldu galiba... Oyundan sonra oynadığımız evciliklerde anne rolünü seçiyor, ben çocuk oluyorum, kocası da Sinbad...
9 Nisan 2012 Pazartesi
Müzeler, Geziler ve Defne
Defne'nin 3. yaşını dolduruşunu takiben, ailece bir gezinti moduna girdik... Yurt içi, yurt dışı olabildiğince gezmelere başladık. Bu gezmelerimizde mümkün olduğunca Defne'nin de keyif aldığını ya da alacağını düşündüğümüz, müze ve tarihi mekanları da gezmeyi ihmal etmiyoruz. Küçük kızımın tarih, geçmiş, gelecek, kültürler, kültürel miras gibi konularda biliçli büyümesi en büyük temennilerim arasında. Ancak sanırım biraz erken başladık bu işe :) (işin şakası tabi, çünkü bu gibi konularda, bu yaşlarda bilinç kazanılacağını tahmin ediyorum) çünkü sizinle şu anekdotu paylaşmak isterim:
Geçtiğimiz pazar günü bir de İstanbul'u Defne ile keşfedelim istedik. Kalktık tarihi yarımadaya gittik. İlk durak Türk ve İslam Eserleri Müzesi 'ni tercih ettik. Defne merdivenleri çıkarken bana döndü ve:
- Anne taş görmeye mi geldik? dedi... :)
Biraz daha büyümemiz gerekiyor anlayacağınız ama bununla da bitmedi... Girişte gördüğümüz Şehzade Sünnet Düğünü minyatürüne gönderme yaparak, Hamse-i Nizami de gördüğü minyatüre (aşağıdaki resim) baktı ve:
- Anne bak, temin gördüğümüzün puzzle'ı... ?!..' sözleri üzerine şansımızı çok zorluyoruz derken her odada yer alan aşağıdaki şöminelere takıldı. Elbette bu konuda da fikrini beyan etmesi gerekiyordu:
- Anne bu ne?
- Sence ne Defne'ciğim?
- Havalanma...
Canım kızım, hergünün kaydedilmesi gereken güzelliklerle dolu, yazmayı ihmal ettiğim için beni affet...
Geçtiğimiz pazar günü bir de İstanbul'u Defne ile keşfedelim istedik. Kalktık tarihi yarımadaya gittik. İlk durak Türk ve İslam Eserleri Müzesi 'ni tercih ettik. Defne merdivenleri çıkarken bana döndü ve:
- Anne taş görmeye mi geldik? dedi... :)
Biraz daha büyümemiz gerekiyor anlayacağınız ama bununla da bitmedi... Girişte gördüğümüz Şehzade Sünnet Düğünü minyatürüne gönderme yaparak, Hamse-i Nizami de gördüğü minyatüre (aşağıdaki resim) baktı ve:
- Anne bak, temin gördüğümüzün puzzle'ı... ?!..' sözleri üzerine şansımızı çok zorluyoruz derken her odada yer alan aşağıdaki şöminelere takıldı. Elbette bu konuda da fikrini beyan etmesi gerekiyordu:
- Anne bu ne?
- Sence ne Defne'ciğim?
- Havalanma...
Canım kızım, hergünün kaydedilmesi gereken güzelliklerle dolu, yazmayı ihmal ettiğim için beni affet...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




