28 Aralık 2011 Çarşamba

Okuldan Arkadaşları

Defnem bu yıl okulda daha sosyal (haliyle, geçen yıl okul için biraz erkendi sanırım). Evde arkaadşlarından bahsediyor zaman zaman. Her ne kadar daha çok erkek arkadaşlarının adı geçse de İpek ve Eda'yla arası çok iyi. Tabiki arada takışmalar olsa da, onların da yaklaşımı aynı yönde. Bu aralar öksürüğü bir türlü geçemediği ve havalar da çok soğuk olduğu için dün ve bugün okula göndermedim. Bugün sevgili Asiye öğretmenimiz aradı. Defne'yi merak etmiş, neden gelmediğini öğrenmek için. Ben de durumu anlattım. Defne'yi bir tek öğretmeni değil arkadaşları da çok merak ediyormuş. İpek'le Eda ilk günden sormuşlar "öğretmenim Defne nerede?" diye. O da "Durun bakalım daha 1 gün oldu, yarın da gelmezse ben rarım" demiş. Bugün yaşananlar ise evdeki hallerinin okulda da devam ettiğini gösteriyor.
Eda ile İpek evcilik oynuyorlarmış bebekleriyle... Sonra birden İpek:
- Defne olsaydı şimdi annemiz olurdu, demiş..
Napzam ben bu Defnoş'un annelik merakını bilemiyorum. Ellerine yüzükleri, bilezikleri takınca anne oluyor :) Bir de annesi biraz daha kokoş olsa ne olacaktı acaba çok merak ediyorum.

Yeniyıl

Yılın bu döneminde beni heyecan sarar küçüklüğümden beri. Yeni umutlar, yeni hayaller depreşir. Bu yıldan beklentilerimin arasında küçük bloglarımızla daha yakından ilgilenebilmek de var. Daha neler neler var.. Mesela Defne ile kanun çalmak istiyorum 2012'de.. Aslıns insanın konuşacağı çok şey var da buraan amacımızdan şamayalım istiyorum. Yeni yılın herkes için güzellikler getirmesi dileklerimle. Sevgiler...

24 Aralık 2011 Cumartesi

Uykucu Tostos

Defne'nin bebekliğinden bu yana uyku halleri bir alemdi.. Son dönemde acaba biraz sakinleşti mi acaba diye düşünürken resimdeki halini yakaladım sabah. Sanırım fazla bir gelişme olmamış halen yatakla savaşı devam ediyor :)

20 Aralık 2011 Salı

Antakya Gezisi

Ailece gurme Türkiye turları kapsamında gittiğimiz Antakya seyahati beni biraz üzdü aslında. Binlerce yıllık geçmişe rağmen çok şeyin ayakta kalamamış olması ya da ayakta kalanların da yine korunamamış olması geçrkten asrsıcı aslında. Bulnarın yanında doğal güzellikleri de cabası... Kentin içinden bir Asi gibi bir nehir geçiyor ve çevresi yine içler acısı durumda. En küçük dere üzerinde sanat eseri köprüler inşa edenleri görüp kendi memleketindeki derme çatmalığı görünce gerçekten hem üzülüyor hem de kızıyor insan.. Nereden başlamalı nasıl yapmalı bilmiyorum. Bari bizim çocuklarımız daha bilinçli olsun diye 3 yaşındaki kızıma anlatıyorum şimdiden... İnşallah bundan diyorum.
Bu arada arkeoloji müzesinden çok etkilendiğimizi belirtmeden geçemeyeceğim. Ancak inşallah daha modern ve teknolojik sunumlarla, klimaların ortalarda görülmediği ısıtma sistemleri ile donatılmış müze binalarına da kavuşmasını dilerim, Antep'te olduğu gibi...
Aklıma takıldı sormadan edemeyeceğim, Müzede gördüğümüz "Müzeyyen" mozaiği büyük üstad Müzeyyen Senar'a benzemiyor mu?

1 Aralık 2011 Perşembe

Defne'nin Akşam Yemeği Mönüsü

Bizde her akşam bir oyun devam ediyor. Geçenlerde babasıyla bana yemek yapmış! :) Ne var yemekte Defne diye sorduğumda cevabı:
- Ballı ekmek suyu, ceymistan yemeği (Hindistan'dan gelmiş), oldu.
Kendini hiç bozmadan nasıl da bir anda bunları saydığına inanamazsınız.

27 Kasım 2011 Pazar

Antep Gezisi

Defnem 3 yaşını geçene kadar düzeni bozulmasın (belik burada daha çok kendimi düşünerek - çünkü bozulan düzeni kazandırmaya çalışmak beni yoruyor açıkçası) diye bazı şeyleri erteledik. Bu yıl Nihat'la beraber yapmak istediğimiz gurme turları yapmaya karar verdik. Erken tarihlerde ucuz bilet alarak, biraz da riske girerek bazı gezielr planladım. İlk durak Gaziantep'ti.. Yenilecek içilecekler, alınacaklar belirlendi, gidilecek yerler planlandı. Geçrekten bir haftasonu için uygun bir destinasyondu. Yalnız otel seçimimiz konum olarak birz yanlıştı. Buna rağmen otelden çok da memnunduk, ama şehirde bir oteli daha sonra tecrübe etme şansı bulduğumu ve çok memnun kaldığımı anlatmadan geçemeyeceğim.
Yedik içtik bir yana da Gaziantep gerçekten bir turizm kenti olmayı hak edecek niteliklere sahip ama birçok diğer Anadolu kenti gibi yapılacak çok şey var...
Herşeyden öte çok başarılı bir mozaik müzesi inşa edilmiş. Eserlerin değerini söylemeye bile gerek yok. Bir turist olarak eserlerin sergilenişi, ışıklandırma, video gösterisi, interaktif ekranlar ve oyunlar, kulaklıkla ve tabelalarla eserler hakkında bilgi, hediyelik eşya dükkanı da dahil olmak üzere oldukça etkiledi beni. Hele de elimizde Defne'nin pusetiyle birlikte, hiç sıkıntı çekmeden gezdik. Emeği geçenlere teşekkür ederiz. Keşke her kentimizde böyle modern müzelerimizin sayısı sürekli artsa.
Biz bu turlarla Defne'ye de biraz belki erken ama, tarih, kültür, gezi kuralları, müze gibi konularda bir altyapı hazırlamayı da hedefliyoruz. İnşallah başarılı oluruz ve gelecke nesiller de bizden daha duyarlı olurlar her konuda....

28 Ekim 2011 Cuma

Defne'nin En Sevdiği Sınıf Arkadaşı

Evet okuldan sürekli bir takım isimler duyuyorum, keza diğer anneler de öyleymiş... Öğlen almaya gittiğimizde oturup biraz konuşma fırsatımız oluyor... Demir; Defne'yi ve Eda'yı, Defne; Can ve Metehan'ı dilinden düşürmüyor anlaşılan. Ama geçenlerde yaşanan küçük anekdotu yine kayıt altına almadan geçemeyeceğim.
Bu haftasonu veli toplantısı var okulda.. Öğretmenleri bu konudan bahsetmiş çocuklara... Anne - babalarınız gelecek, sınıflara çıkacaklar vb. Defne'yi okuldan eve bırakırken şunları anlattı:
- Anne... Anne babalar çocuk olacak.. Biz de anne-baba olacağız... Sonra öğretmenim fotoğraf çekecek. Biz de akıllı tahtadan bakıcaz. Akıllı tahtadan gösterecek bize.. Biz bi kere de film seyrettik akıllı tahtadan... (odak tam da dağılmak üzereyken).... Ben anne olacağım. Babamla sen de çocuk olacaksınız. Metehan da baba olsun, Metehan benim kocam olsun....
Hayıır inşallah şimdi de bu başladı :)

18 Ekim 2011 Salı

Küçük Cadı

Aslı teyzesi buralardayken onu bir kezdaha görebilme şansı yakalamak için bir öğlden sonra Niaşntaşı'nda tabiri caiz ise kaşamak yaptık... :) Defnoş da yoktu yanımızda ama onun yokluğun bir nebze az hissetmek için onunla ilgili sohbet, onunla ilgili alışveriş hiç sona ermedi bu kaçamakta tabi.. Alışveriş demişken daha sonra fotoğrafını yüklerim ama süper bir cadı şapkası buldum.. Kendisine çok yakışıyor. Şapka da cadılık da...
Aslıcım seni sağlıklı görmek bizi çok mutlu, herşeyin bu yaşananla bitmesi dileğimizle... Kendine dikkat et, en kısa zamanda yine gel.. Ya da sen gelmezsen biz geleceğiz bak haberin olsun.

13 Ekim 2011 Perşembe

Büyümesine Şahit Olmak

Defnoşumuzun büyümesine şahitlik etmek inanılmaz keyifli.. Ama herşey her zaman güllük gülistanlik gitmiyor. Bazen yorgunluk, iş stresi, günlük modum ve hatta havaların durumu bile çileden çıkmama sebep oluyor. Ne oluyor, nasıl oluyorsa işte tam da o sırada oluyor. Hiç istemeden küçük uzuvuna bağırıp çağıran manayı bir anneye dönüşüyorum maalesef... Sadece ses yükselterek de olsa istemeden kırıyorum yavruyu :((( hal böyleyken o da rol model olarak o anneyi seciyor bazen :((( Haftasonu gittiğimiz Antep seyahati dönüş yolunda bebegiyle oynuyor. Bir vesileyle nasıl olduysa ben "sözünü dinliyor mü bebeğin?" gibi bir soruyorum.. Cevap: - Hayır - Güzelce anlat bakalım, bir daha söyle - Dinlemiyor - O zaman gerekeni yap, diyorum. - Kızma gerekeni mi? Diyerek beniyor mahcup ediyor. BI daha böyle bir vak'a ile karşılaşmamak için nasıl davranmam gerektiği konusunda büyük ders alıyorum.İ İnşallah kalıcı izler bırakmamışımdır.... :((((


10 Ekim 2011 Pazartesi

Büyüme ve Evlenme

Defnecigimin son dönemdeki gündemlerinden biri evlilik. Bazı akşamlar evlilik ve düğün oyunumuz var... kendileri prenses babasi ise "kral" (dikkatinizi çekerim, prens degil kral) oluyor. Yazmalardan duvarlar gelinlikler yapılıyor, ellere, kollara,boyuna ne var ne yoksa takılıyor ve topuklu ayakkabı giyiniyor ki bu kısım oldukca zor, çünkü parmak ucunda yürümeyi gerektiriyor :)))) müzik falan derken güzel bir düğün oluyor.. (Darısı o mutlu günleri de görmeye inşallah...) Dediğim gibi gündem böyleyken geçenlerde de babasi ile aralarinda söyle bir dialog gerçekleşti, paylaşmadan gece,eteceğim: - Baba, - Efendim kızım. - Hani sen annemin kocasının ya?.... - Evet? - Büyüyünce ben istiyorum... - Neyi? Koca mı? - Evet... (kıkırdayarak...)


15 Eylül 2011 Perşembe

Hosbet Yapmak

Bugün Defnoş'u okuldan alıp eve götürürken okuldan bir arkadaşının annesini gördük.
- Bu kadın beni seviyor, diye başladı lafa...
- Seviyordur tabi de nereden biliyorsun?, dedim.
- Biz onunla okulda hosbet yaptık
- Hosbet nedir Defne'cim,
- Sorular sorar, benimle ... işte öyle birşey .....
Seni çok seviyorum, küçük kuzu...

12 Eylül 2011 Pazartesi

Ev Düşmüş, Kırılmış

Bugün Defnoş'u okuldan alıp eve götürürken yolda inşaatlar ve çevresinde molozlar vardı. Defne konuşuyor (zira araba koltuğuna oturur oturmaz kendisinin "aç" düğmesine basılır ve konuşmaya başlar..)
- Anne bak inşaat di mi? ....
- Evet Defne'cim
- Ev mi?
- Şunlar ev, ama şunlar iş yeri galiba..
- ..... Anne bak ev düşmüş (molozları göstererek), kırılmış.
Ne söylenebilir ki bu kadar temiz bir dimağ için

8 Eylül 2011 Perşembe

Bayram Tatili

Zor geçen bir Ramazan sonrasında geçekten bayramı haketmiş olmamızı diliyorum. Bayramda çekirdek aile olarak (D-F-N) Antalya Belek'teydik. Çok güzel bir odamız ve otelimiz vardı. Bu güzelliklere Defne'nin hastalığının iyileşmesi, su kuşu gibi havuzda yüzmesi, benim herşeyi yememe rağmen sor yaparak kilo almamam ve Defne'nin eskisine göre daha olgun ve uyumlu hali eklenince gerçekten şeker gibi bir Şeker Bayramı geçti. Daha nice bayramları sevdiklerimiz, sevdiklerinizle kutlamak dileğiyle....

2 Ağustos 2011 Salı

Anekdotlar Devam


Bunları kayıt almak gerekiyor. Çünkü "havaaçiçek" atılırken "tabla" oynamanın keyfi anlatılmaz....

Büyük Bir Adım

Geçtiğimiz hafta babayla yapamadığımız programı biz Defne ile Çınarcık'ta tamamladık. Lakin tamamladık yanlış oldu, ben tamamladım... Bütün hafta sonu "ben eve gitmicem, ben denize gidicem". "Anne sen git eve, ben gitmicem" derken gerçekten de son ana kadar kararlı bir şekilde devam etti ve ben deniz otobüsüne yalnız başıma bindim... Evet, Defne 3 yaşını bitirdiği günden bir hafta sonra kendisinden beklemediğim bir olgunluk ve kararlılıkla bizden uzakta, anneanne, büyük teyze, dayılar yenge ve kuzenle birlikte kalmayı tercih etti... İnsanlık için küçük bir adım olsa da bizim çekirdek aile için oldukça büyük bir adım oldu....

Taze Anne Burçak ve Defne

Sevgili Burçak, 30 yıllık dost.. Aslında Çınarcık geçmişi konusunda ayrıca bir blog bile hazırlanabilir ama zaman yokluğundan yapamasak bile arada sırada bir araya geldiğimizde bari konuya deyineyim istedim.
Burçakcık da yakın zamanda anne oldu, allah nazarlardan korusun çok tatlı bir kızı var. Bir ara onunla da fotomuz olmalı keza şimdi tam yeriydi. Küçük kuzusundan fırsat bulduğu 15 dakikasının 10 dakikasını da Defne'ye ayırdı sağolsun.. Bol bol taş atıp, taş taşıdılar sağolsunlar :)
Bir daha ki sefere izinleri ayarlayıp hep beraber toplanalım istiyoruz Allah kısmet ederse...
Burçakcım seni ve Bada'yi öpüyoruz.

29 Temmuz 2011 Cuma

25 Temmuz 2011 Pazartesi

3. Doğumgünü

Defnem 3 yıldır bizimle... O kadar benden bir parça ki, sanki üç yıl değil de hayatım her anında varmış gibi geliyor. Eee artık üç yıl bitti bebekşik dönemi de sona ermiş oldu... Ama etrafta 4,5,7,9... yaşlarında bir çok tanıdığım var onlar için bile hala katedilecek çok yol olduğunu görüyorum, değil ki 3 yaş...
Güzel kızıma hep birlikte geçireceğimiz nice mutlu, sağlıklı, sevgi dolu, huzurlu, rahat, sevgi dolu, neşeli, oyun kıvamında, eğlenceli, komik, hep güzellikler dolu nice nice yıllar diliyorum.


DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN KÜÇÜK KUZU



Bu arada doğumgününde minnoşumun babası, dedesinni vefatı nedeniyle bizimle birlikte olamadı :( Ama sağolsun, teyzeler, anneanne, dayılar, kuzen, yenge derken bir şekilde babasının yokluğunu unutturmayı başardık.

Öyle ki, zaman geldi, aynı anda mum üfleyip, bezelye ayıklarken birden havuza girme dürtüsüyle ayağa fırladığı da oldu... Şımarıklığın doruklarındaydı anlayacağınız. Aşağıdaki görüntü de o anlardan biri, douğmgünü mumu üfleme anında birden bezelye ayıklamaya odaklandığı an... Benim küçük bezelye perim...

13 Temmuz 2011 Çarşamba

İtalya Macerası / Defne Roma'da

Fotoğraftı, pasaporttu, vizeydi, biletti, rezervasyondu, gidecektik, kalacaktık derken bir anlık bir cesaret ve heves ile kalktık 3 günlüğüne Roma'ya gittik..




Çok gezmişliğim yoktur ama bu kadar etkileyici bir şehir olabileceğini sanmıyorum.. Evet evet İstanbul çok güzel, rakı balık çok güzel, yine gelecek ben... Ama biz İstanbul'u o kadar hor kullanmışız ve yıpratmışız ki, insanın içi sızlıyor gerçekten. Her yıl binlerce mimarın, sanat tarhiçinin, arkeoloji, tarih uzmanı vs vs mezun olduğu bir ülkede bugün bile henüz bilince erişememiş olmak çok acı...


İşin sosyal boyutu bir yana Defne ile kültür gezisi beklediğimden de kolay oldu.. Elbette herşeye itiraz etti, yemedi, içmedi, sorun çıkardı ama herşeye rağmen çok eğlendik ve sevdik bu geziyi... Her ne kadar pusetimiz bizi Roma'nın tarihi yollarında biraz yormuş olsa da bütün gün içinde uyuma şansı olduğu için kurtarıcı görevi de gördü.. Aslında basit ve haifif bir puset almayı planlarken, bir arkadaşımızdan ödünç alabileceğimiiz düşündük, ki onların puset bizimkinden de ağır çıkınca hiç kendimizi zorlamadık. Yürümeye başladığından bu yana az puset kullanmış olan Defne, anne ve babanın hareketli temposuna ayak uydurabilmek için tatil boyunca orada oturmak zorunda kaldı. Zamanın çoğunun tıngır mıngır yollarda uyuyarak geçiren minik kuzu ilerde belki hatırlamayacak bunları ama bizim için güzel bir hatıra oldu. Daha nice gezilere...

Yaşasın Yeniden Buradayım

İş-güç, yasak-masak, tembellk-membellik derken yine uzuuuun bir ara sonrasında buradayım... Artık herhalde kimse takip etmiyordur, ama ben yine de biraz güncellemeler yapıp yeniden sizlere ulaşmaya çalışacağım.
Görüşmeyeli neler oldu neler... Defne artık tam bir genç kız, kendi kıyafetlerini kendisi seçiyor ve giyiyor?:), herşeye kendisi karar veriyor, yemek hazırlarken bulaşık yıkarken, masa düzenlerken, yatak kapatırken bana yardım ediyor... Bu arada sürekli bir itiraz durumları... Nasıl da yorucu oluyor, bazen o kadar yorgun ve umutsuz oluyorum ki, itiraz edeceğini bildiğim ama yapılması gerekenler konusunu hiç açmıyorum bile.. Küçük müdire.
Sizlerle paylaşamadım ve malesef de unuttuğum bile o kadar çok sey oldu ki, aklımda kalanlar bari ziyan olmasın diye herpsini üst üste sıralayacağım, malesef kronolojik bir sıra da olmayacak...

20 Ocak 2011 Perşembe

Sanat Eseri


İnsanın içinden, onun elinden çıkan herşeyi saklamak geliyor... Öyle de yapıyorum şimdilik ama evde yakında bütün bunları koyacak yer bulmayacağım. İşte bu da başka bir örnek, dün babasının ofisinde, "Baba" resmi yapmış. Biraz kafadan bacakli ama :) bence müthiş bir yetenek örneği bir sanat eseri, henüz 30 ayını bile doldurmadığı düşünülürse... (Iste kuzguna yavrusu anka kusu gorunurmus ya, o hesap)

Bu Ne İş?


Artık her anı kameralık diye daha önce de söylemiştim... O kadar da çok kaydettiğimiz halde yetmiyor, en iyisi 24 saatlik kayıt (çünkü uykudaki halleri de başka alem)... Arada sırada çok özel bulduğum anekdotları iletmeyi çalışıyorum ve bunun da mutlaka kayıtlara geçmesi gerekiyordu.

Babamız istemeden de olsa telefonuna kaydettiği bir çizgi filmi çok zorda kaldığımız birkaç anda kullanmak zorunda kaldı... Tabiki alışkanlık haline gelmesi için tek bir sefer bile yeterliydi ve öyle oldu.. Sürekli bir "Ayı aç" figanları dolaşmaya başladı. Neyse biraz mücadele ve kararlılıkla unutturmayı başarmıştık, ya da biz öyle olduğunu sanmıştık ve birgün....

- Defne: Baba sen bana hep ayı açıyodun, artık açmıyosun, niye açmıyosun, sen ne kadar bi babasın... Bu ne iş?